Olumsuza odaklanmanın etkileri...



Eskiden nöral hücrelerin doğumdan sonra yenilenmediği ve azaldığı görüşü hakimdi. Doksanlı yılların sonunda yapılan keşifler bunun aksini kanıtladı. Yani doğduğumuz haldeki beynimizle hayatımızın sonuna kadar sıkışıp kalmış değiliz! Değiştirebilir, değişebiliriz... Son yapılan araştırmalar beyindeki fiziksel travma ile duygusal travmayı dahi birbirinden ayırabiliyor.


Bir kayıp veya başarısızlık yaşadığınızda, duygusal beyniniz aktive oluyor. Siz konuya dair sürekli birtakım olumsuz düşünceleri kafanızda çevirip çevirip durduğunuzda bunun yan etkileri oluyor. En ciddi tarafı da bu tutumun sizi endişeli, katı, bakış açınızdaki esnekliği yitirmiş ve mutsuz biri haline getirmesi. Bu da tabii ki hayatınızı, işinizi, ilişkilerinizi olumsuz etkileyebiliyor.


İnsan beyni şekillendirilebiliyor. Nöroplastisite bunun en iyi kanıtı. Mindfulness ve meditasyon bu konuda destekleyici olarak çok önemli teknikler. Araştırmalar, 8 haftalık meditasyondan sonra prefrontal korteksinin güçlendiğini ve amigdalanın küçüldüğünü gösteriyor.


Prefrontal korteks neden önemli? Çünkü bizi hayvanların geri kalanından ayıran en büyük özelliğimiz (diğer türlerden farklı olarak beynimizin %30’unu oluşturuyor). Odaklanma, öngörüler, yargılama, dürtü kontrolü, organizasyon, planlama, hatalardan öğrenme, empati vb. gibi özelliklerimizin kaynağı. Sol beynimiz, mutlu, pozitif kısımdır. Sağ taraf, daha korkutucu, kederli, olumsuz taraftır. Sağ taraf korkuyu bir nedenden dolayı görür. Fakat baktığınız her yerde korkuyu görmemek için ona koşum takmanız gerekiyor.


Biz insanoğlu olarak korku için programlandık. Beyin tehlikelere ve olumsuzluklara odaklanmak üzerine ayarlanmıştır. Tabii bunu değiştirmek için çalışmadığınız sürece. Kendinizi ne kadar çok olumsuz düşüncelere verirseniz, kullandığınız nöral rotalar o kadar sağlamlaşır, derinleşir ve oradan da geri dönmek giderek zorlaşır.