Mutluluk için kolay adımlar… (3. yazı)



Bir önceki yazımda piyango örneğinden bahsetmiştim. Görünüşe göre, piyango örneğinde olduğu gibi mutluluğumuzda kalıcı artışa yol açmasını beklediğimiz ancak hiç de öyle sonuç vermeyen pek çok örnek var. Peki neden bu örnekler mutluluğumuzda uzun vadeli değişikliklere yol açmıyor? Bunun sebebi mutluluğumuzun birkaç unsurla doğrudan bağlantılı olması:


1. Kolay adaptasyon

İnsanoğlu değişimlere uyum sağlama konusunda olağanüstü bir yeteneğe sahiptir. Mesela karanlık bir sinema salonuna ilk girdiğinizde görmeniz oldukça güçken kısa bir zaman sonra ortama alışmanız gibi. Bu fizyolojik adaptasyon, mutluluk durumu için de geçerlidir. Mutluluğumuz söz konusu olduğunda meydana gelen benzer uyum sürecine hedonik (hazcı) adaptasyon deniyor. Bu da çevremizdeki hedonik değişimlere “uyum sağlama” eğiliminde olduğumuzu ve kendimizi oldukça hızlı bir şekilde temel mutluluk seviyemize geri döndüğümüz anlamına geliyor. Hedonik adaptasyon ne iyi ne de kötü. Aslında, hayatımızda harika bir şey olduktan sonra bizi sürükleyen süreç, aynı şekilde bir trajediyi de atlatmamıza yardımcı oluyor. Yani finansal kazançlar ya da iyi talihlerin etkisi zamanla kaybolurken, kayıplar ve aksiliklerle ilgili acı veren duygular da zamanla hafifliyor. Ancak olumlu değişimlerde hedonik adaptasyon mutluluğumuzu kalıcı bir şekilde artırmanın önünde güçlü bir engel teşkil ediyor. Bu nedenle normalde bizi uzun süreli mutlu edeceğini düşündüğümüz (daha fazla para, görünümümüzdeki bir değişiklik, yeni bir ilişkiye girme vb. gibi) birçok faktörün kısa bir süre sonra parlaklığını yitirmesine yol açıyor.


2. Genetik piyango

Genlerimiz kişiliğimizden, görünüşümüzden tutun bazı hastalık ve hastalık riskine kadar hayatımızın birçok alanında güçlü bir rol oynamakta. Görünüşe göre, mutluluk seviyelerimiz söz konusu olduğunda da genlerimizin önemi büyük. Hem kardeş hem de tek yumurta ikizlerinin yanı sıra ikiz olmayan kardeşlerin araştırılmasıyla, bilim adamları mutluluğumuzun büyük bir kısmının genetik olarak etkilendiğini kanıtlıyorlar. Genlerin bu alanda ne kadar mı etkisi var? Tahminler değişkenlik gösterse de çoğu araştırma genlerin yaşamdaki mutluluk seviyemizin % 40 ile 50’sini oluşturduğunu gösteriyor. Mesela eğer tanıdığınız biri bardağın çoğunlukla “dolu tarafını” görüyorsa, genetik piyangoyu tutturmuş olma ihtimali çok yüksek. Bununla birlikte genetik fabrika ayarlarımıza mahkûm olmadığımızı, mutluluk söz konusu olduğunda kendimizi seçimlerimiz ve davranışlarımızla değiştirebileceğimizi unutmamakta fayda var.


3. Negatif beynimiz

Başınıza gün içinde bir düzine iyi şey gelse bile, gece eve döndüğünüzde düşündüğünüz yegâne şeyin o gün meydana gelen tek bir kötü deneyim olduğu durumunu yaşadınız mı? Zor zamanlarda nasıl mutlu olunacağını bulmakta zorlanıyorsanız inanın yalnız değilsiniz! Ve bunun için de mutluluğunuzun önündeki bir başka önemli engel olan “beyninize” teşekkür edebilirsiniz. Neden mi? Çünkü beynimiz “mutlu olmak” değil de “hayatta kalmak” yönünde geliştiği için. Hayat ilk atalarımız için oldukça zordu ve sürekli kıtlık, savaş ve doğal felaket tehditleriyle mücadele halindelerdi. İnsanoğlu olarak hayatta kalmak için tehdit ve tehlikelere karşı büyük bir duyarlılık gösterdik. Dolayısıyla olumlu olanlardan ziyade çevremizin olumsuz yönlerine odaklandık. Dünyamız o zamandan bu yana birçok yönden değişmiş olsa da sonuç olarak hala atalarımızın yüz binlerce yıl önce yaptığı aynı temel “makine” ile işliyoruz.

Beynimizin hayatta kalmamıza yardımcı olmak için yerleşik bir “olumsuzluk önyargısı” vardır. Bu durum da kötü sonuçları iyi sonuçlardan daha kolay hatırladığımız anlamına gelir. Neticede de olumsuz olaylar bizi olumlu sonuçlardan çok daha güçlü etkiler. Bu olumsuzluk önyargısı o kadar güçlüdür ki bazı araştırmalar günümüzde sadece tek bir olumsuzun üstesinden gelmek için birkaç olumlu olay yaşamamız gerektiğini göstermektedir. Nöropsikolog Rick Hanson, beynimizi bu nedenle “iyi söz konusu olduğunda teflon ve kötü söz konusu olduğunda zımpara” olarak tanımlar. Bu olumsuzluk önyargısı, özellikle aktif olarak zihni değiştirmeye çalışmadığımız zamanlarda mutsuz ve stresli hissetmemize yol açmaktadır.


#pozitifpsikoloji #anlamlıhayat #eft #kalıcırefah #sağlık #Dönüşüm #nasılmutluolunur #duygusalözgürleşmetekniği #sağlıklıhayat #şifa #mutluluk