Ertelemenin esas nedenleri nedir?


Bugün yapabileceğiniz şeyleri sürekli yarına atma eğilimindeyseniz, ertelemeyle ilgili bir sorununuz olabilir.


Ama merak etmeyin, bu konuda yalnız değilsiniz!


Hepimiz zaman zaman erteleriz. Mesele; bunun kronik hale gelmesi ve hayatınızda mühim sıkıntılar yaratıyor olması.


Mesela, arabanızın tamirini ertelemek, ileride daha büyük ve daha maliyetli bir tamirat işine dönüşebilir. Emeklilik için biriktirmemek, ileride çocuklarınıza yük getirebilir. Kariyer değişikliği yapmaktan korkmak, değersizlik veya başarısızlık duygularında boğulmanıza yol açabilir. Ve hayallerinizi ertelemek, ileride daha büyük hayal kırıklıkları yaratabilir.


Peki ertelediğinizde ne yapıyorsunuz?

· Sosyal medyada takılmak

· Sevdiğiniz diziyi binge yapmak

· Uyuklamak

· Evi temizlemek

· Atıştırmak

· Kitaplarınızı düzenlemek

· Alakasız şeyler araştırmak


Ertelemenin bir “zaman yönetimi” sorunu olduğu zannedilebilir. Tembellik, disiplinsizlik veya motivasyonsuzluktan kaynaklandığı düşünülebilir. Ancak ertelemeyle ilgili sorun aslında çoğunlukla “duygusal” boyuttadır.


Peki nedir ertelemenin bu bahsettiğimiz “duygusal” nedenleri?:

- Düşük özgüven ve özsaygı,

- Yaşamınızdaki başarısız sonuçlar,

- İlişkilerinizde artan stres,

- Değersizlik duygusu,

- Yetersizlik duygusu,

- Anksiyete,

- Hak ettiğinizden daha azına razı olmak,

- Düşük motivasyon.


Bunun sebebi beynimizin potansiyel olarak bizi rahatsız edecek bir deneyimden korumasıdır. Bunu yaparken de bizi o deneyimle karşılaşmayacak olmanın verdiği anlık rahatlamanın hazzıyla kandırır. Misal, yetiştirmeniz gereken bir sunum vardır, bilgisayarınızın başına geçersiniz ama hemen o an önce bir kahve yapasınız gelir, sonra bir maile cevap vermeniz gerektiğini düşünürsünüz, sonra instagramda biraz gezinesiniz tutar... Böyle devam eder... Sonra bir bakmışsınız işe başlamak için çok geç olmuş... Halbuki burada sizi esas alıkoyan o işle ilgili içsel korkularınızdır; ben bu sunumu yapabilir miyim, yaptığım şey beğenilir mi, yoksa çok mu kötü olur, benimle dalga mı geçerler, ben kim bu sunumu yapmak kim? … gibi içsel korkularınız sizin o işe başlamanızı engeller.


Ancak ister bilinçli olarak bir işi erteliyor olun, ister bilinçsizce bir duygudan kaçının… gelinen sonuç aynıdır aslında. Yapılacak iş gecikir, kendinizi ve başkalarını hayal kırıklığına uğratırsınız. Bunu ileride karşılaşacağınız “zararları bildiğiniz halde” yaparsınız üstelik.


Peki ertelemenin neden olduğu döngüyü bildiğimiz halde neden devam ediyoruz?


Erteleme, yüzleşmeye hazır olmadığımız duygulardan uzak kalmamıza yardımcı olan bir başa çıkma stratejisidir. Beynimiz şu an hazır olmadığımız şeylerle yüzleşmek istemediğinde o duygu (her neyse) onu olabildiğince “erteleriz”; daha önemsiz bir iş yaparak, alakasız bir iş yaparak, ev temizleyerek, dizi izleyerek hatta bazen uyuklayarak... yeter ki bizi rahatsız edecek o duyguyla yüz yüze gelmeyelim!


İşin ironik yanı ise, ertelemenin kişiyi birden fazla şekilde incitmesidir. Erteleyerek rahatsız olduğunuz duyguyla karşılaşmamanın verdiği anlık bir rahatlama yaşayabilirsiniz, ancak yapılması gereken işin yapılmaması o işin yapılmasının vereceği olumlu duygudan yoksun kalmanıza sebep olur. Öte yandan ve daha vahimi, ertelerken yüzleşmekten kaçtığınız olumsuz duygular, ileride daha fazla stres, suçluluk, pişmanlık ve özdeğer problemleri olarak size geri döner.


Ve tüm bu duygular daha fazla ertelemeye yol açar. Yani tamamen kendimizi sabote eden bir davranış döngüsüne dönüşür. Kısacası uzun vadede hayatınızdaki olumsuz deneyimleri arttırmış ve olumlu olanları azaltmış olursunuz. Çoğunlukla da bunun böyle olacağını bile bile yaparsınız üstelik!


Halbuki ertelemenin gerçek maliyeti inanılmaz derecede yüksektir; sizden zamanınızı, paranızı ve özgüveninizi çalar...



Yukarıdaki grafiği daha önce gördünüz mü? İşte hayatımızı yarım sayfalık bir resme sığdırdık bile. Bu grafik, yaşadığımız yılların aylara bölünmüş halidir. 90 yaşınıza kadar yaşasanız bile, kaç ayınız var biliyor musunuz? İsterseniz siz de hesaplayın ama ben size söyleyeyim; sadece 1,080 ayınız var! Ve bunun birçoğu akıp geçti bile...


Bu grafikte nerede olduğunuzu bulmak için bir dakikanızı ayırın isterseniz...


Böyle bir grafik çıkarmanın ertelemenin gerçek maliyetini görmeniz için iyi bir yol olduğu kanaatindeyim. İnsan bazı şeyleri gözünün önünde resmedildiğinde daha iyi anlıyor, öyle değil mi?


ZAMAN işte yukarıdaki baloncuklar gibi akıp gidiyor... Halbuki zaman sahip olduğumuz en değerli kaynak;

· Hedeflerimize ve hayallerimize ulaşmaya odaklanma zamanı,

· Başarılarımızdan keyif alma zamanı,

· Ailelerimiz ve dostlarımızla kaliteli vakit geçirme zamanı,

· Yaşadığımız hayata, dünyaya, düzene faydalı olacak bir şeyler yapma zamanı...


Hayatınızın ilk yıllarında olsanız bile 1.080 baloncuğunuzun birkaç yüzünü zaten kullandığınızı düşünüyorum. Elbette ki hayatta yapmak istediğimiz her şeyi yapmak için yeterli zaman yok. Ancak bu kısıtlı ve değerli vakti “ertelemek” gibi akılsızca bir şeye hiç harcamamamız gerektiği anlamına geliyor.

- Erteleme zaman hırsızıdır.

- Erteleme kazanç potansiyelinizi ezer.

- Erteleme özgüveninizi yok eder. Ertelediğinizde, hayatınızdaki hayal kırıklığı yaratan olumsuz kalıpları yaratır ve güçlendirirsiniz.


O zaman hareket geçmeye, hemen bugünden, var mısınız?


(Çok istiyorum ama nasıl diye soranlardansanız buna dair yazı yolda! Accık sabredin!)


#erteleme #tembellik #zaman #zamanyönetimi #duygu #duyguyönetimi #alışkanlık #alışkanlıklar #şifa #eft #duygusalözgürleşmetekniği