günün yazısı

Dergisinde Yazma

Özgüvene dair fark etmediğiniz kısıtlayıcı inançlarınız da özgüveninizi zedeliyor olabilir...

Siz de bazı insanlara bakıp ne kadar özgüvenli durduklarını ve bunu ne kadar zahmetsizce yaptıklarını fark ediyor musunuz?

Toplantılarda ya da kalabalık ortamlarda kendini rahatlıkla ifade edenler, hemen insan içine karışıp sohbet etmeye başlayanlar....

Asla onlar gibi olamayacağınızı düşünseniz bile aslında özgüveninizi geliştirmeniz mümkün. 

 

Bir danışman olarak bireysel seanslarım ya da atölyelerim boyunca gözlemlediğim bir şey var; o da insanların özgüven sıkıntılarının bir kısmının özgüvenle ilgili inançları ve düşünceleri yüzünden olduğu...

 

İşte özgüvene dair edinmiş olabileceğiniz bazı yanlış inançlardan söz edeceğim. 


1. Özgüvenli hareket etmek için özgüvenli hissetmeliyim.

Bu ifade pek doğru olmadığı gibi durum aslında bunun tam tersi. Özgüvenli hissetmeseniz dahi özgüvenli hareket etmeye başladıkça özgüveninizi geliştirirsiniz. Hemen örnek vereyim, işte ekip toplantısında işe dair bir fikriniz var. Hayaliniz çıkıp onu özgüvenli bir şekilde ifade etmek olabilir. Ancak özgüvenli hissetmeden bile fikrinizi paylaşmaya başladığınız sürece kendinize güveniniz gelişecektir. Burada önemli olan o ilk adımı atabilmek! Tabii ki bazı şeyleri yapmak zor gelebilir. Ama onun zor olmasının sizin bunu yapabilme kabiliyetinizle alakası yok. 

 

Yani demem o ki, özgüvenli hissetmek güzel ama eyleme geçmek için aslında ona ihtiyacınız yok. İnsanlar zor şeyleri yapmaya nasıl başlarlar biliyor musunuz? Kendinizi hazır hissetmeseniz bile zor şeyleri yapabileceğiniz inancını benimseyerek başlar. 

 

Fakat burda ufak bir notum var. Sİz her ne kadar kendinizie "evet, eyleme geçmek için özgüvene ihtiyacı yok, bu inancın beni kısıtlamasına artık izin vermeyeceğim" deseniz de, ilk başta zihniniz size inanmayacak! Zihniniz ancak kanıt gördüğünde buna inanmaya başlayacak. Yani siz bu yeni inancı "hayata geçirence" ancak aaaa evet doğruymuş diyecek. 

 

2. Başkalarının ne düşündüğünü çok fazla önemsiyorum. 

Başkalarının düşünceleri ve bundan duyulan kaygı da çok enteresan bir nokta. Çünkü insanlarla konuşurken şunu fark ettim; genelde kaygı başkalarının ne düşündüğü değil (yani reel anlamda fikirleri değil) sorun başkalarının ne düşündüğü hakkında kaygılanmanın kendisi. 

 

Şimdi toplumda genel bir inanç var. Özgüvenli olmanın yolu kimsenin düşüncesini önemsememekten geçiyor. Afedersiniz de bu aslında saçmalığın daniskası. Biz sosyal varlıklarız ve insanoğlu olarak kurmaya başardığımız bu karmaşık sosyal ilişkilerde bu kadar iyi olmamızın nedeni, diğer insanların ne düşündüğünü ve nasıl hissettiğini anlamakta - yani özetle empati kurmakta - iyi olmamız.

 

Dolayısıyla sağlıklı bireylerde başkalarının hakkınızda ne düşündüğünü önemsemek normaldir. Fakat sizin özgüveninizi zedeleyen şey; başkalarının ne düşündüğü konusunda endişeli duymanız gerektiği inancı.

 

Şöyle detaylandırayım; birinin düşüncesiyle ilgili kaygıya girdiğinizde "eyvah, böyle mi düşündü acaba" ya da "böyle desem ne düşünür" gibi şeyler geçebiliyor zihninizden. Buraya kadar duyulan kaygı normal seviyede. Fakat bundan sonra (bakın burası çok önemli!) bu kaygı sebebiyle kendinize "ben de bir şey beceremiyorum" ya da "hep böyle kararısz davranıyorum" ya da "niye hep yanlış yapıyorsun" veya benzeri ifadelerle karakteriniz ve bir insan olarak kim olduğunuz hakkında bir yargıda bulunmanız ve kendinize olumsuz etiketler yapıştırımanız esas özgüveninizi baltalayan şey. 

 

Karşınızdakinin düşüncesiyle, karışımdaki ne düşünür kaygısının kendisinin yol açtığı arasındaki farkı görebiliyor musunuz?

 

İnsanların ne düşündüğünü önemsediğiniz için kendinizi yargılamayın. Burada önemli olan bu kaygıyı hissetmek değil. Bu kaygı sonrası (bu kaygı sebebiyle) kendinizi yaftalıyor musunuz, yoksa biraz kaygı duymanın normal olduğunu kabul edip devam edebiliyor musunuz?

 

3. İnsanların sandığı kadar özgüvenli değilim.

 

Üçüncü kısıtlayıcı inanç; özgüvenin kendisinin göreceli olduğu. Yani şöyle açayım; özgüveninizin, diğer insanların sizin ne kadar özgüvenli olduğunuza dair inançlarına bağlı olduğunu sanmanız. 

Hemen birkaç örnek vereyim;

  • İş görüşmeniz var, o iş için nitelikli olduğunuzu biliyor ve buna inanıyorsunuz ama karşınızdakinin bunu görememesinden endişe ediyorsunuz, 

  • Bir sosyal ortama gireceksiniz, gerek sosyalleşmek gerek görünüşünüz açısından kendinize güveniyorsunuz ama belki çok farklı bir kitle ile bir araya geleceğiniz için uyum sağlayamamaktan korkuyorsunuz. 

 

Buradaki konu aynı; sorun özgüveniniz değil. Sanki özgüven dediğiniz şey göreceliymiş ve dış etkenlere bağlıymış gibi değerlendirmenizdir.

 

Burada çözüm, kendinize olan güveniniz için dış standartları ve diğer insanları bir ölçüt olarak kullanma dürtüsüne direnmek. Bunun yerine, kendinize güvenin gerçekten ne olduğuna karar veren kişi olmanıza izin verin.
 

Kendinize olan güveniniz konusunda son otorite sizsiniz. Bu işi başkasına yaptırmayın.

önceki
yazılar